> Engellilik Farkındalık Testi

Engellilik Farkındalık Testi Doğru Cevapları

1. Türkiye’de nüfusun %12’si engelli bireylerden oluşmaktadır. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından Devlet İstatistik Enstitüsü’ne 2002 yılında yaptırılan “Türkiye Özürlüler Araştırması” ile ülkemizdeki engellilik profili geniş kapsamlı olarak araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, engelli olan nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %12.29’dur. Buna göre ülkemizde 8.431.937 kişi engelli olarak yaşamlarını sürdürmektedir. Farklı kültürlerde engellilik kavramına atfedilen anlam değişmekle birlikte, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unun, başka bir ifade ile 600 milyonun üzerinde kişinin engelli olduğu tahmin edilmektedir.

2.‘Engellilerin Hakları Sözleşmesi’ 13 Aralık 2006’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda oybirliğiyle kabul edilmiştir. BM Genel Kurulu tarafından kabul edilen sözleşmeyle ilgili olarak bir açıklama yapan zamanın BM Genel Sekreteri, sözleşmenin dünyadaki 650 milyon engelli insan için "yeni bir dönemin başlangıcı" olduğunu söyleyerek, üye devletleri en kısa zamanda sözleşmeyi imzalamaya ve meclislerinde onaylamaya çağırmıştı. Ayrıca sözleşmenin 21. yüzyılda kabul edilen ilk insan hakları sözleşmesi ve uluslararası hukuk tarihinde en kısa zamanda müzakere edilen sözleşme olduğunu vurgulamıştır. Türkiye, Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmesi’ni (EHS) 30 Mart 2007’de imzalamış, 3 Aralık 2008’de T.B.M.M’de onaylamış ve sözleşmeye taraf olduğuz bilgisi ve bürokratik işlemlerin bitirilmesi işlemi Birleşmiş Milletlere (BM) 28 Eylül 2009 tarihinde bildirilmiş ve sözleşme gereği bildirimden otuz gün sonra yani 28 Ekim 2009 tarihinde sözleşmede yer alan yükümlülükler Türkiye’yi bağlayıcı kılmıştır.
Linkler:
http://www.ozida.gov.tr/ulasilabilirlik/Belgeler/2_MEVZUATSTANDART/ULUSLARARASI_SOZLESME/BM_ENGELLIHAKLARISOZLESMESI.pdf

3.Günümüzde engellilik konusunda geçerli olması gereken yaklaşım insan hakları temelli yaklaşımdır.

  • Tıbbi Yaklaşım/ Model: Engellilik sorununa yaklaşımlardan biridir. Engellilerin karşılaştıkları sorunların kaynağının engellilerin fiziksel durumu ile sağlık durumu olduğunu vurgulayan “tıbbi model”in yakın zamanlara kadar hakim model olduğunu söylenebilir. Kişilerin tedavi ve rehabilitasyonuna odaklanan bu model, hukukun özgürleştirici, toplumsal engelleri kaldırıcı ve fırsat eşitliği sağlayıcı bir rol üstlenmesine olanak tanımamıştır. Artık terkedilmiş olan bu yaklaşım, engelliliği bireyden kaynaklanan bir sorun olarak görmektedir. Bu modelde sorun kişide olduğu gibi çözüm de kişide olmalıdır bakış açısıyla hareket edilmektedir. Gerekiyorsa engelli kişi tedavi edilecektir. Engeli bir şekilde telafi edilmeye çalışılacak, eğer bunlar olamıyorsa kişi evinde oturup devletten destek alacaktır.
    Bu modelde engelli insanlar tıbbi rahatsızlıklarıyla veya sakatlıklarıyla tanımlanırlar. Tıbbi modele göre engellilik bireysel olarak ele alınması gereken bir sorundur; kişiyi bakıma muhtaç olarak nitelendirir ve bu bakış açısı engellilerin sistemli bir şekilde toplum tarafından dışlanmasına zemin hazırlar. Burada sorun toplumun sorunu değil, engellinin bireysel sorunudur.
  • Sosyal Yaklaşım/ Model: Bu model sadece kısmen bireyin kendisinden kaynaklandığını; sorunun asıl kaynağının önyargılar olduğunu ve farklı derecelerde fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal yetileri olan kişileri gözetmeden kurulan sosyal ve mimari yapılar olduğunu kabul eder. Burada sorunu tanımlayan, çözümü önerecek kişi engellinin kendisidir. Sosyal model bireylerin toplum tarafından göz ardı edilmesi ya da çok az dikkate değer görülmesi nedeniyle toplumsal engellerin oluştuğunu ortaya koyar.
  • İnsan Hakları Yaklaşımı/ Modeli:İnsan hakları, tüm insanların doğuştan sahip oldukları, vazgeçilmez ve devredilmez nitelikteki haklardır. Hem uluslararası sözleşmelerle hem de Anayasa’da güvence altına alınmıştır. İnsan hakları, tüm insanların sırf insan olmakla sahip oldukları haklar olduğundan, bu haklardan herkesin tam ve eşit olarak yararlanması gerekir. Birleşmiş Milletler engelli sözleşmesinde insan hakları modeli dikkate alınmıştır. İnsan hakları söz konusu olduğunda sıkça kullanılan kavramlardan biri “ayrımcılık”tır. Ayrımcılık, engelli bireylerin sırf engelli olmaları nedeniyle insan hak ve özgürlüklerinden tam ve eşit olarak yararlanamamalarına neden olduğundan, yasaktır. İçermeci yaklaşım ayrımcılığın önlenmesini sağlar.
    Ayrımcılığın hukuk tarafından yasaklanması önemli olmakla birlikte, engellilerin hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanabilmeleri için ayrımcılık yasağının önüne geçen tedbirlerin de alınması gerekmektedir. Bu tedbirler, engelli bireyin önündeki engellerin kaldırılmasına ve fırsat eşitliği sağlanmasına yönelik tedbirlerdir. Engellilerin erişimi için sistemler olmalıdır; kaldırımlarda, otobüslerde, bilgisayarlarda engelli uyumuna dikkat edilmelidir. Görme engelli olan biri bilgisayardan faydalanabilmelidir. Özellikle işitme engellilerin tren, tranvay gibi araçlarda anonsları duymaması bir problemdir, onlar için toplu taşıma araçlarında görüntülü ekranlar olmalı, görme engelliler için de ses sistemleri kullanılmalıdır. İşitme engelliler için televizyon yayınlarını alt yapı ile destekleme, kurumlarda işaret dili ile tercüme yapabilecek bir tercüman istihdam etme, görme engelliler için bilgi ve belgeleri sesli veya kabartmalı üretme gibi tedbirler alınmalıdır. Okulların girişleri basamak yanında rampalı olsa, sınıflarda da buna dikkat edilse engelli olan çocuklar eğitimden faydalanabilecektir. Sadece mimari engeller düşünülmemelidir, bunun yanında, sosyal uyum için kaynaştırma eğitimi çok önemlidir. Fakat ülkemizde engelli çocuk ve diğer çocuklar arasında, gerekli rehberlik düzenlemeleri yapılmadığı için etkili olamamaktadır. Kaynaştırma eğitiminde engelli ile nasıl ilişki kurulacağı öğrenilir. Türkiye’de öğretmenlere gerekli donanım verilmediği için, kaynaştırma eğitimi amacına ulaşamamaktadır.

AÇEVin Engelli Bireyler için Kamusal Hizmetlerden Yararlanma Rehberi

Tıbbi Yaklaşım Sosyal Yaklaşım İnsan Hakları Yaklaşımı
Sorunun Kaynağı Bireyin Konumu Bireyin kendisi ve sosyal çevre Devletin bireyin hak ve özgürlüklerden yararlanması için gereken tedbirleri almaması
Sorunu Tanımlayan Tıp uzmanları Bireyin kendisi, tıp uzmanları ve toplum Bireyin kendisi, ailesi ve engellilik alanı ile insan hakları alanında çalışan sivil toplum örgütleri
Çözüm Tedavi, rehabilitasyon, yardım Rehabilitasyon, çevrenin fiziksel ve sosyal açısıdan düzenlenmesi, tutumsal engellerin kaldırılması, hizmet çeşitliliğinin sağlanması Yeniden tanımlama, engeli yaşayan bireylerin çözüme ve karar verme süreçlerine dahil olması, insan haklarının hayata geçmesi, toplumsal farkındalığın artması, fiziksel ve tutumsal engellerin kaldırılması
Temel Kavramlar Normallik, sağlamlık Farklılıklara saygı, fiziki ve tutumsal çevre Farklılıklara saygı, içermeci toplum, insan hakları, ayrımcılık yasağı, pozitif tedbirler, eşitlik , makul uyumlulaştırma, özerklik, özel hayat saygı, kararlara tam ve etkin katılım
Bireyin Konumu Pasif, yardıma muhtaç, hakkında karar verilen, hakları çiğnenen Pasif, haklarına saygı gösterilen, entegre edilen Aktif, kendisiyle ilgili kararlara katılan, haklarını bilen ve kullanan

4.Aşağıdaki hizmetlerden hangileri “özellikle” engeli olan bireylere yönelik hizmetlerdir?

  • Yabancı filmlerin alt yazı ile yayınlanması; yabancı filmlerin orijinal dilini bilmeyen herkes için alt yazı içerilmektedir. Bu hizmet özellikle engelli bireylere yönelik gibi gözükmemekle birlikte herkesin erişebilirliğini sağlama açısından tüm bireylere yönelik bir hizmettir. Yabancı bir film aynı anda dublajlı ve alt yazılı yayınlandığında; engellileri de içeren bir hizmet sunduğundan bahsedilebilir.
  • Yerli filmlerin alt yazı ile yayınlanması: İşitme engelli bireylerin yerli filmleri rahatlıkla izleyebilmesi için sinema gösterimlerinde ve/veya dvd’lerde alt yazı kullanılır (Türkiye’den örnek; Başka Dilde Aşk, Atlıkarınca adlı filmler)
  • Yaya geçitleri; tüm yayalara yönelik bir hizmettir. Diğer yandan yaya geçitlerinin her birey için erişilebilir olması gerekmektedir. Sadece yaya geçidi yapılması engeli olan bireyin bu erişimini sağlamaz. Tüm fiziki düzenlemeler herkesin erişebileceği biçimde planlandığında ancak bu hizmetten yararlanılması sağlanabilir. Yaşlı, çocuk, engelli bireylerin yaya geçtilerini kullanmakta zorluk çektikleri tüm durumlar düzenlemenin etkin yapılmadığının göstergesidir.
  • Trafik ışıklarında aynı zamanda sesli anons yapılması ( Türkiye’de büyük şehirlerde pek çok uygulaması bulunmaktadır); görme engeli olan bireylerin erişimlerini sağlamak amacıyla sunulan hizmettir.

5.Soruda belirtilen tüm etmenler eğitimde bariyer olarak karşımıza çıkabilir:
Yöneticilerin bakış açısı: Engeli olan bireyleri içermeyen, fiziki ve sosyal açıdan engelli bireylerin kullanımını dikkate almayan bakış açısı bu gruptaki öğrencileirn dışlanmasına, eğitim ortamında zorlanmasına neden olabilir.
Eğitim materyalleri: Sesli kitaplar, işaret dilinin kullanılması vb. gibi engelin türüne göre materyal hazırlanmadığında engeli olan bireyin eğitim alma hakkı ihlal edilmiş olmaktadır.
Ulaşım: Yol, kaldırım yüksekliği, servis konulması, toplu taşıma araçlarının engelli kişilerde uygun olması vb. çok yönlü düşünülmeden verilen ulaşım hizmetleri engeli olan bireylerin kullanımına açık olmayacaktır bu eğitim alma hakkının önündeki en büyük engellerden biridir.
Merdivenler: rampa, asansör, trabzan gibi gerekli donanımlar olmadığında merdivenler engel teşkil etmektedir. Diğer yandan ortopedik engeli olan bireylerin eğitim ortamlarını giriş katlarında olmasını sağlamak bile eğitime katılımı artıran önemli bir düzenlemedir.

6.İşitme engelli bir öğrencinin üniversitede “film ve medya” adlı derse “diyalogları duyamaz” gerekçesiyle alınmaması ayrımcılıktır. İlgili öğrencinin dersleri takip etmesi ve öğrenimine devam etmesi için gerekli düzenlemelerin (alt yazı kullanılması, işaret dili kullanabilen eğiticiler,gerekli materyaller vb. gibi) yapılması da eğitim alma hakları kapsamındadır.

7.Konuştuğunuz kişi görme engelliyse; onunla konuşurken “görüşürüz” gibi görme duyusuna atıfta bulunan ifadeler kullanmak kabalık değildir. Kullanılan kelimeler iletişim kurma ile ilgilidir ve gündelik hayatta kullanılan ifadelerden kaçınılması; “engele” odaklı bir ilişki ve iletişim tarzının göstergesidir. Bunun yerine “bireye” odaklı, spontan ve içten kurulan bir iletişim tarzı engeli olan bireyin kendini daha iyi hissetmesini sağlar.

8.Engelli kişiler herkes gibi evlenip çocuk sahibi olmakta, bir yandan da çalışıp herkes gibi bir sosyal hayat yaşamaktadır. Ancak engellilikle ilgili toplumsal önyargılar toplumda “normal” veya “sağlıklı” gibi ayrımları derinleştirdiğinden bir kişinin engeli olsa da herkes gibi yaşamasını algılamamızı olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

9.Diğer öğrencilerin sahip oldukları bütün standartlara ulaşabilirler.

10.Gerekli eğitimi alırlarsa, özbakım konusunda kendi işlerini kendileri görebilirler.

11.Engellilik ile ilgili fikirlerimizi oluştururken tecrübelerimiden, edindiğimiz bilgilerden, çevremizdeki insanlardan ve önyargılarımızdan etkileniriz.

Herhangi bir fiziksel engele sahip çocukların, sadece kendileri gibi çocukların okuduğu okullara gitmeleri gerekir. Araştırmalar iyi organize edilmiş, eğitim eğitici mekan düzenlemerleri ve sosyal düzenlemeleri gereğince yapılmış olması kaydıyla enegli olan olmayan tüm çocukların birlikte oldukları “kaynaştırma “ eğitimlerinin tüm çocuklar için çok daha etkili olduğunu göstermektedir.
Herhangi bir engele sahip çocukların diğer çocuklarla birlikte okula gitmeleri gerekir. Kamusal alanda engelliliği normalleştiren ve herkesin eşit haklara sahip olduğunu modelleyen kaynaştırma uygulamaları okul öncesi eğitim çapından itibaren yaygınlaştırıldığında çocuk yaştan itibaren birlikte yaşamayı öğrenme olanağımız olacaktır.
Engelli kişiler mutlaka sağlık sorunları da olan kişilerdir. Kendini engelsiz olarak tanımlayan kişilerin geçici veya kronik bir sağlık sorunu olabildiği gibi, engeli olan kişilerin sağlık sorunu olmayabilir.
Engelli bireyler çalışamazlar. Engeli olan kişilerin üretken olamayacaklarına dair önyargılar çalışma hakkının hayata geçirilmesinde en büyük engeldir.
Engelli bireyler için özel park yapılmalıdır. Engellilere özel park yerine çocuklar ve yetişkinlerin kullanımına açılan tüm parkların her bireyin kullanımına açık düzenlenmesi daha etkilidir. Özel park tecrit etmenin bir şeklidir.
Engeli olan bireylerin sosyal hayata katılımları için fiziksel düzenlemeler yeterlidir. Sosyal hayata katılımı kolaylaştıran fiziki düzenlemeler tek başına yeterli değildir. Hukuki ve toplumsal düzenlemeler uygulanmadığında, ayrımcılığa neden olan bakış açıları değişmedikçe fiziki koşulların iyileştirilmesi yetersiz kalacak ve engelli bireylerin sosyal hayata katılımlarını yine engellenmiş olacaktır. Önyargılı bakış, tutum ve söylemler de engeli olan bireylerin insanları sosyal hayattan uzaklaştırabilir.

"2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu'nun 7 inci maddesi gereğince, İstanbul Valilik Makamının 15/11/2006 tarih ve 30545 sayılı Olur'ları ile izin verilmiştir."    
Intro   |    Ana Sayfa   |    benimleoynarmisin   |    acevokuloncesi   |    gelecegeilkadim   |    acevdeokuyaz   |    AÇEV İntranet    |    AÇEV Mail