AÇEV Erken Çocukluk Eğitimi Danışma Kurulu'nun Milli Eğitim Bakanlığı’nın Taslak Müfredatları Hakkındaki Görüş ve Önerileri
15.02.2017
 

Milli Eğitim Bakanlığ'nın 2017-2018 dönemi itibariyle uygulamaya başlayacağı ilkokul, ortaokul ve lise müfredatının taslağı http://mufredat.meb.gov.tr adresinde askıya çıkartılarak paydaşlardan görüş toplama süreci yürütülmüştür. Müfredatın özellikle 1. ve 2. Sınıf programlarını erken çocukluk ve gelişimi açısından değerlendiren AÇEV Erken Çocukluk Eğitimi Danışma Kurulu üyelerinin 03.02.2017 tarihinde MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’na sunulan görüş ve önerileri aşağıda yer almaktadır.

AÇEV Erken Çocukluk Danışma Kurulu’nun Milli Eğitim Bakanlığı’nın Taslak Müfredatları Hakkındaki Görüş ve Önerileri

Eğitim öğretim, bilim ve teknoloji alanındaki değişimler, evrensel/ küresel ve toplumsal/yerel gereksinimler neticesinde, mevcut okul müfredatlarının güncellenmesi, yenilenmesi bir gereklilik ve gereksinimdir. Bu bağlamda Milli Eğitim Bakanlığı’nın görüşe sunduğu bu çalışma Danışma Kurulumuz tarafından olumlu bulunmuştur. Ancak, bu sürecin uzun vadeli sonuçlarını ön görebilmek için, çok boyutlu ön hazırlıklara ve değerlendirmelere gereksinim duyulmaktadır. Pedagojik ve sosyolojik temellere dayandırılmış, alt yapı stratejileri oluşturularak, yapılan güncellemelerin mikro düzeyde çocuklarımız ve makro düzeyde toplumumuz için olumlu sonuçlar doğuracağı açıktır, benzer şekilde bilimsel gerekçeler oluşturulmadan yapılan değişimlerin sonuçları tüm toplumumuzu yakından ilgilendirecek olumsuz sonuçlara neden olabilecektir.
Bu bağlamda AÇEV Erken Çocukluk Danışma Kurulu olarak, söz konusu belgeler ayrıntılı olarak incelenerek, aşağıdaki görüşler üzerinde uzlaşılmıştır.

- İşbirliği: Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu kapsamlı müfredatı tüm paydaşların görüşüne açması olumlu bir adım olarak değerlendirilmekte ve ülkemizin bu ve benzeri eğitim politikalarının oluşturulması süreçlerinin de benzer bir şekilde görüşe açılmasının önemi vurgulanmaktadır.

- Bilimsel temelli yaklaşım: Hazırlanan taslak müfredat oldukça kapsamlıdır ancak müfredat değişiminin nedenleri ve bu nedenleri irdeleyen bilimsel araştırmalara ilişkin sonuçların ve alan uzman görüşlerinin açıklanması da önem taşımaktadır. Çünkü bu açıklamalar, müfredat değişiminin önemini ve hangi alanlarda sorun yaşandığını daha iyi ortaya koyacaktır. Aynı zamanda müfredat değişiminin amacına uygun olup olmadığı konusunda da bilgilendirici olacak ve bildirilen görüşler de daha sağlıklı olacaktır.

- Eğitim-öğretim materyallerinin paylaşılması: MEB tarafından askıya çıkan müfredat erken çocukluk gelişimi bakış açısı ile incelendiğinde felsefesi ve kazanımları uygundur. Yazılı dokümanda kayıt altına alınan bilgiler, uygulamacıların yani öğretmenlerin uzmanlığında en üst seviyede başarılı olunabilecektir. Bu nedenle, görünen müfredat kadar görünmeyen müfredatın da üzerinde durmak gerekmektedir ve bu bağlamda esas önemli olan müfredatın uygulamaya, materyallere, öğretmenlere ve eğitim ortamına nasıl yansıtılacağı önem kazanmaktadır. Dolayısıyla taslak müfredatın eğitim materyallerinin (öğrenme ortamı, öğretmen ve öğrenci kitapları vb.) ve ünitelerin de içerisinde işlenecek konularının ayrıntılı verilmemiş olması müfredatın uygulanmasına ilişkin güçlü ve zayıf yönler hakkında kapsamlı görüş bildirilmesini mümkün kılmamaktadır. Geliştirilecek yeni eğitsel materyallerin planlama, tasarlama, uygulama ve değerlendirme süreçlerinde, tıpkı müfredat paylaşımına benzer şekilde geniş katılımlı görüş paylaşımının alınması, şeffaflık açısından çok önemlidir.

- Ders içeriklerinde sistematik dil birliği: Müfredattaki derslerin sunumu arasında farklılıklar bulunmaktadır. Matematik, Türkçe gibi bazı derslerin içeriği sistematik olarak sunulurken, fiziksel etkinlikler gibi bazı derslerin içeriği muğlak ifadeler içermektedir. Bu nedenle müfredat içerikleri incelenirken, aynı standartlarla değerlendirme yapılamamaktadır. Doğal olarak öneri sunmak isteyen kişiler için, bu tutarsızlık bilgi eksikliği nedeniyle hatalı yorumlara açık bir alan yaratmaktadır.

- Pilot çalışma: Bu kadar kapsamlı bir müfredat değişikliğinin ülke genelinde uygulanmadan evvel mutlaka bir pilotlama çalışması yapılması ve sonuçlarının aynı şeffaflıkta kamuoyu ile paylaşılması önerilmektedir. Pilotlama sürecinde öğretmenlerin güncellenen programlar konusunda bilgi ve beceri kazanacakları düşünüldüğünde bu çalışmaların önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

- İzleme ve değerlendirme: Yeni bir müfredatın asıl başarısının izleme ve değerlendirme çalışmaları sonucunda ortaya çıkacağı gerçeği göz önüne alındığında bu çalışmaların nasıl gerçekleştirileceğinin açıklanmasının da yararlı olacağı düşünülmektedir. Öğretmenlerin görüşlerinin (çocuk, program, aile) sürekli ve sistematik bir şekilde izlenmesi, değerlendirilmesi ve sonuçların paylaşılarak şehir ve ülkeye özgü profillerin ve ihtiyaçların belirlenmesi gerekmektedir.

- Öğretmen eğitimi: Eğitim müfredatının başarılı bir şekilde uygulanmasını sağlayan bir diğer önemli nokta, nitelikli ve mesleki yeterlilikleri yüksek, öğretmenlerin varlığıdır. Taslak müfredatın başarılı bir şekilde uygulanmasını sağlayacak nitelikli öğretmenlere müfredatın nasıl ve ne şekilde tanıtılacağı ve benimsetileceği önemli bir konudur. Hali hazırdaki mevcut müfredatın alandaki uygulama sürecinde de öğretmen eğitimi önemli ve öncelikli gelişmeye açık bir alan olarak görülmektedir. Önerilen bu müfredat değişikliği ile, öğretmenlerin yeni sürece uyum sağlaması, öğretmenlik becerilerini geliştirmeleri hususunda stratejik kısa ve uzun vadeli planlamaların yapılması ve bunun müfredat geliştirmekten ayrı düşünülmemesi eş zamanlı olarak gerekli düzenlemeler için üniversite , STK vb işbirliklerinin başlatılması önemlidir

- Okul öncesi ve ilköğretimde kademeler arası geçiş: Uluslararası bilimsel literatür erken çocukluk döneminin 0-8 yaş arasını kapsadığını belirtmektedir. Özellikle Türkiye’de çocukların olgunlaşması ve fırsatların yetersizliği göz önüne alındığında bu bakış açısı önem kazanmaktadır. Okul öncesi eğitimden ilköğretime geçişte akademik, sosyal, duygusal uyumun çocuğun ilkokula hazırbulunuşluğunu ve ilerideki yıllarda okul başarısını etkilediği araştırmalarla saptanmıştır. Bu nedenle İlkokul 1. ve 2. sınıf müfredatının okulöncesi müfredatı ve uygulamaları ile uyumlu olması gerekmektedir. Okul öncesi eğitim programı ile ilkokul birinci sınıf müfredatı arasındaki sürekliliğin ve kademeler arası geçişin nasıl sağlandığı taslak müfredattan yeterince açık bir şekilde anlaşılamamaktadır. Bu kademeler arası geçiş faaliyetlerinin neler olacağı, nasıl gerçekleştirileceği ve hangi kazanımların yer alacağı gibi noktaların uzmanlarla birlikte geliştirilmesi önerilmektedir.
Okul öncesinden ilkokula geçişte çocuklara fırsat eşitliği sağlamak için okuma-yazma öncesi geliştirilmesi gereken temel becerilerin (görsel olgunluk, renkleri ayırt etme, görsel hafıza, göz-el koordinasyonu, işitsel ayırt etme-dinleme, sosyal-duygusal özellikler, dikkat süresi) öncelikle ele alınması, ana sınıflarında yıl boyunca ve ilkokulda yeteri kadar uzun bir sürede çocukların hazırbulunuşluğunu yükseltir. Okul öncesi eğitim almış çocuklar her koşulda ilkokulun beklentilerine daha hazır olarak okula başlamakta, ancak ilkokul ile okul öncesi eğitiminin farklı yaklaşımları, özellikle farklı öğretmen tutumları nedeniyle zorluk yaşanmaktadır. Türkiye genelinde tüm çocukların okul öncesi eğitiminden yararlanamadığı göz önüne alındığında, İlkokulun 1. ve 2. sınıflarında görev yapacak öğretmenlerin okul öncesi kazanımları ve bunlara göre yapılandırılmış etkinliklere programlarında yer vermeleri gerekli görülmektedir.
Mevcut okul öncesi eğitim programında okuma yazma kazanım ve göstergeleri sadece hazırlık ve farkındalık düzeyinde olmasına rağmen, uygulamada, bunun üst seviyede akademik çalışmalara dönüştürüldüğü gözlenmektedir. MEB’in bu konuda bilimsel çalışmalara dayalı düzenlemeler yapmasının olumlu olacağı düşünülmektedir. Buna ek olarak, ilkokul okuma yazma programında yer alan bitişik eğik yazı ile yazmanın öğretiminde alanda yürütülen pek çok araştırmada çeşitli güçlükler ve sorunlar yaşandığı dikkate alınarak bitişik eğik yazı ile yazma öğretiminin yeniden düşünülmesi önerilmektedir.

- Okul öncesi eğitimine katılımın etkisi: İlkokul birinci sınıf eğitim programı okul öncesi eğitim programı ile ilkeleri açısından benzerdir ve kazanımları açısından da çoğunlukla sarmal bir yapı özelliğine sahiptir. Dolayısıyla okul öncesi eğitim almış çocuklar bir üst öğrenim aşamasında yaşayacakları öğrenme süreçlerinde kazanımları kolaylıkla elde edebilirler ve gelişimleri desteklenebilir. Zira taslak programın da daha çok okul öncesi eğitimi almış çocuklara yönelik olduğu düşünülmektedir. Buna dayanılarak da, programın tüm kademelerde sağlıklı işleyebilmesi için, bütün çocukların pilot uygulamaların ardından zorunlu ve kaliteli okul öncesi eğitimden faydalanıyor olmaları önemlidir.

- Okul öncesi eğitimi programı: Okul öncesi eğitim programı değişmediğinden görüşe açılmamış olsa da, programda öğretmenlerin çocuklarla uygulayacağı etkinlikleri ve günlük eğitim akışını etkileyecek her türlü yeni dokümanın (örneğin etkinlikler havuzu) katılımlı bir şekilde alan uzmanları, öğretmenleri ve ebeveynleri de içerecek gruplar tarafından geliştirilmesi, görüşe ve değerlendirmeye açılması önemlidir.

- Değerler eğitiminin tanımı ve uygulamaların netleştirilmesi: Uzmanlar etik değerleri vurgulamaya erken yaşlarda başlamanın önemini belirtmişlerdir. Yürütülen araştırmalar da, değerlerin benimsenmesinin okul öncesi yaşlarda başladığını göstermektedir. Türkiye’de erken çocukluk döneminde değerler eğitimi konusu son dönemde sıkça gündeme gelmekte olup, değerler eğitiminin tanımı ve kapsamı kişilere, kurumlara ve yaklaşımlara göre değişiklik göstermektedir. Değerler eğitiminde ele alınması gereken değerlerin, tüm toplumlarda “değer” olarak kabul edilen ve bu değerlerin yokluğunda başkalarına, kişinin kendisine veya diğer insanlarla birlikte uyum içerisinde yaşamaya olumsuz etkisi olabilecek olgulardan oluşması beklenir. Özellikle, bazı kurumlarda değerler eğitiminin dini öğretiler üzerine inşa edilmesi, değerler eğitiminin asıl tanımına ve amaçlarına uymamaktadır. Gelişimsel özellikleri nedeniyle, çocuklardan erken çocukluk döneminde (0-8 yaş), bu kavramları/olguları anlamalarını ve hatta belli dini kurallara göre hareket etmelerini beklemek “değerler eğitimi”nin de, genel eğitim yaklaşımının da amaçlarına uymamaktadır. Bilimsel alanyazında kanıtlandığı üzere, çocuklar yaklaşık 11 yaşına kadar soyut öğeleri anlamlandıramaz ve daha çok somut nesneler üzerinde düşünürler. Bu bağlamda, askıya çıkmış olan müfredatta belirtilen değerlerin önemli değerler olduğu görülmekle birlikte, bu değerlerin, evrensel tanımına ve bilimsel eğitim yaklaşımlarına uyacak şekilde kurgulanması ve çocuğun gelişimine uygun bir şekilde tüm eğitim kurumlarında ortak bir standartta uygulanması gerektiğinin altı çizilmektedir.

"2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu'nun 7 inci maddesi gereğince, İstanbul Valilik Makamının 15/11/2006 tarih ve 30545 sayılı Olur'ları ile izin verilmiştir."    
Intro   |    Ana Sayfa   |    benimleoynarmisin   |    acevokuloncesi   |    gelecegeilkadim   |    acevdeokuyaz   |    AÇEV İntranet    |    AÇEV Mail